Çeviri Tarihi

Çevirinin Tarihsel Gelişimi

Dilin Hikayesi

Dil, insanoğlunun bildiği en güçlü iletişim araçlarından biridir. Kelimelerden önce insanlar semboller, işaretler ve temel seslerle iletişim kurmak zorundalardı. Zamanla bu sesler belirli nesneleri ve olayları temsil eder oldu, böylece en sonunda da konuşma olarak adlandırılan karışık sözlü ifade kalıplarına dönüştü. Charles Darwin tartışmalı “İnsanın Türeyişi” kitabında insan dilinin kuş ötüşünden evrildiğini ileri sürmüştür. MIT ve Tokyo Üniversitesi bilim insanları da bu iddianın gerçeklik payı olduğunu göstermişlerdir. Her ne şekilde başlamış olursa olsun, dil, kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

Dilin evrimi birçok farklı değişken içerdiğinden dolayı karmaşık bir süreçtir. Yalnızca tek bir kelimenin etimolojisini ele alsanız bile, bu kelimeyle ilgili uzunca bir bölüm yazmanız gerekir, bunu binlerce kelimeye çıkarırsanız elinizde algılanamayacak bir karmaşıklıkta ve labirent halinde bir yapı olur.

İnsanoğlunun konuşması ve dilinin kökenini belirlemek için birkaç denemede bulunulmuş olsa da, bunların tümü yalnızca teoridir; insan konuşmasının çıkmış olabileceği pek çok kaynağa yönelik tek bir açıklama olmaktan ileri gidemezler. Mesela kuş ötüşü yalnızca bu hipotezlerden biridir ve bunun gibi sayısız teori vardır.

Linguistik Farklılaşma

İnsan nüfusunun geniş coğrafi yayılımı birbiriyle ilişkisi olmayan çok sayıda dil grubunun ortaya çıkmasının temel nedenlerinden biridir. Irkların birbirinden bağımsız evrilmesi gibi, dillerin de insan tarihi boyunca birbirinden bağımsız evrildiği düşünülebilir. Küçük bir grup içerisindeki iletişim ihtiyacı oldukça hızlı bir şekilde bir bölgedeki insanların birbirlerini anlamak için ihtiyaç duyduğu ortak bir konuşma şekline dönüştü; fakat dilin bu özel kullanımından dolayı ticaret yapılan yerde sorunlar ortaya çıktı. Tahminlere göre bu noktada tercümeye olan ihtiyaç kendisini gösterdi. İnsanlar birbirlerinin iş yöntemlerini ve sistemlerini anlayamadığı için ticaret imkansız hale geldi ve bu sorundan da bir çözüm doğdu; bu çözüm de çeviriydi.

Ticaret çevirinin ortaya çıkmasındaki tek unsur olmayabilir, fakat çeviri ihtiyacına dikkati çekmiştir. Kültürler birbirleriyle bağlantı kurdukça, bu bağlantının kurulması için tercümanlara ihtiyaç duyuldu. Sonrasında da her uygarlığın kendi eserlerinin (düz yazı, şiir ve diğer edebi ve dini eserler) diğer dillere çevrilmesi gerekti. Böylece çevirinin önemi pekişmiş ve sabitlenmiş oldu.

Çevirinin İlk Dönemleri

Çeviri ilk başta birbirleriyle iletişim kurmak veya ticaret yapmak isteyen ulusların arasındaki o büyük eksikliği doldurmak için ortaya çıktı. Hatta ticaretçilerin kendilerinin ilk çevirmenler olduğunu varsayabiliriz, çünkü farklı limanlarda uzun süreler boyunca durdukları için seyahatleri süresince yeni diller öğrenme fırsatı buluyorlardı. Bu çok dil bilen seyyahlar modern tercümanların ataları olabilir. İhtiyaçları karşılamak için yapılan gayri resmi çeviriden sonra çeviri sanatının ortaya çıkmış olması oldukça olasıdır.

Çevirinin Evrimi

İletişim sürecinde paha biçilmez bir değere sahip olduğu için çeviri zamanla uluslararası ilişkilerdeki köprü görevini üstlendi. Yazılı çeviri okuma veya yazmayı içeren her kültürün ayrılmaz bir parçasıdır. Aynı şekilde sözlü çeviri de konuşma için vazgeçilmezdir. Bu nedenle eski zamanlarda da yazılı ve sözlü tercümenin önemi kendini gösterdi. Her kültürün çeviri merkezi olarak ifade edilebilecek bir merkezi vardı. Bağdat’taki Beyt’ül Hikmet, İspanya’daki Toledo şehrindeki çeviri okulu ve keşişlerin dini bakımdan çeviri görevini üstlendiği pek çok manastır vardı. Hatta eski Roma ve Yunan zamanında bile çeviri eğitimli insanların yaptığı bir işti. Çeviri sektörünün başlamasıyla da, çeviri bağımsız bir sanat ve bilim haline geldi ve uzun süre (belki de zamanının sonuna kadar) insanoğluna hizmetini sürdürecek.

Günümüzde Çeviri

Modern dünyada çeviri milyonlarca yıl önce olduğu kadar önemli. Dünyada resmi olarak konuşan 6,800 dil var, bunların önemli bir kısmının da dilin kökeni üzerine ayrı veya ortak metinleri var. İşin bu zor kısmı yetmezmiş gibi, bir de dünyada neredeyse tüm kültürlerin başka bir kültürle iletişimi vardır, bu da dünya çapında her geçen saniye sayısız tercüme ihtiyacının ortaya çıktığını göstermektedir. O nedenle tercümenin kültürler arası etkileşimin vazgeçilmez bir parçası olması şaşırtıcı değildir.

Manüel çevirinin yavaş hızından dolayı teknolojiden de yararlanılmaya başlandı ve makine çevirisi ve makine yardımlı insan çevirisi ortaya çıktı.

Çeviri ve Teknoloji

Teknoloji çağının içindeyiz ve uzun süredir çeviri alanıyla ilgili yazılım geliştirme fikri insanlara ilginç geliyor. Makine çevirilerinin insan çevirilerine kıyasla hatalı olması ihtimali daha fazla olsa da, makine çevirisi bakımından birkaç yararlı uygulama ortaya çıktı. Mesela hava raporu ve linguistik değişkenin az olduğu diğer uzmanlık alanları için makine çevirisi düzenli olarak kullanılmaktadır. Ara sıra hükümetle alakalı metinler ve hukuki iletişim için de kullanılmaktadır; fakat bu durumlar bir insanın müdahalesini gerektirmektedir. Şu an için çok sayıda uygulama yoktur; ama mevcut uygulamalar tercümanların daha hızlı çeviri yapmalarını sağlamaktadır.

Makine çevirisi nihai gelişimini tamamladığında sayısız metin için iyi sonuçlar verebilir, fakat değişkenlerin az olduğu durumlarda kullanılması idealdir. İnsan çevirmenlerin yerlerini koruyacaklarına şüphe yoktur ve en iyi makine çevirisi yazılımı bile titiz bir çeviri gerektiğinde bir insan çevirmenin göstereceği hassasiyeti gösteremez.

Posted in: