Çeviride Eşdeğerlik Kavramı

Çeviride eşdeğerlik kavramı nedir?

Bir dili bütünüyle kavramak, sözü edilen bütün düzeylerin öğrenilmesini ve özümsenmesini gerektirir. Dolayısıyla bir dilin işleyiş kurallarını bütünüyle öğrenmek ve öğretmekten söz edilebilse de, bu dilden hareketle oluşan ve dinamik bir görünümü olan edimsel alanı,  tam olarak öğrenmek ya da öğretmek güçtür. Çünkü bu alan bireysel ve dönemsel olarak sürekli bir değişim içindedir.

Çevirideki eğretilemeli kullanımlar dil ile dünya görüşü arasındaki bağı açıklayan kullanımlardır. Eğretilemeli anlamlara karşılık aradığında, eşdeğerlik her deyimleşmiş kullanımda farklı sözcüklerle oluşturulur. Eğretilemeler, aslında, farkında olmadan, dil edinimi süreci içerisinde öğrendiğimiz bilişsel bilinçaltımızın bir parçasıdır. Eğretileme sayesinde duygularımız, deneyimlerimiz, etik anlayışımız gibi tam olarak anlaşılamayacak olan şeylerin kısmen de olsa anlaşılır hale gelmesini sağlarız. Pek çok eğretileme, bizi çevreleyen olayların ve nesnelerin anlatımsal özelliklerini ifade etmek ve dilsel olarak tam karşılığını bulamadığımız zihinsel içerikleri adlandırmak için kullanılır.

Çeviride Eşdeğerlik kavramı çeviri sürecinde uzun yıllardır sorun yaratan konulardan biri olmuştur. Çeviri sürecinde kaynak metin ile erek metin (Hedef metin) arasındaki ilişkiyi ifade eden eşdeğerlik kavramı, genel anlamda kaynak metinde anlatılanın en yakın eşdeğerini erek metinde bulmak olarak tanımlanabilir. Çeviribilimde, kaynak metin ve erek metin arasındaki eşdeğerlik ilişkisine bakış farklılıklar göstermekte ve biçimsel, düzanlamsal, çağrımsal, edimsel vb. eşdeğerliklerden söz edilmektedir.

Diller arasında tam bir eşdeğerliliğin olmaması, dilsel açıdan ve kültürel-toplumsal nedenlerden bilgi kaybına neden olmaktadır. Her dilin kendine has bir yapısı vardır. Kaynak dildeki bir bildiri, erek dildeki bir bildiri biçimine girerken,  kaynak dildeki düzgü gereğince oluşturulan bildirideki öğeler tamamen veya kısmen erek dilde oluşturulan bildiriye yerleştirilemez veya tam olarak ifade edilemez. Bu durum bildirimin aksamasına, bilgi kaybına neden olur. Diller çakışmadığı sürece, bu tür bilgi kayıplarının giderilme olanağı yok gibi görülmektedir. Değişik sözlerin anlamları, kullanımları ve işlevleri arasında bir örtüşme varsa ancak o zaman aynı sayılabilir. Eşdeğer sözcüklerin ise en çok günlük konuşma dilinde var olduğu varsayılmaktadır.

Eşdeğerlik kavramında, iki dil veya metin arasında biçim ve içerik açısından yakınlık kurmaktan çok, orijinal metnin okuru üzerinde bıraktığı etkiyi çeviri metnin kendi okuru üzerinde bırakabilmesi önem kazanmaktadır. İletinin hedef dil okurları tarafından anlaşılabilmesi için kaynak dilin kültürel yapılarının anlaşılmasına gerek yoktur. Yani, bir dildeki ifade ve cümlelerin kelimesi kelimesine başka bir dilde karşılığını bulmak hem gerekmemektedir hem de bu mümkün değildir. Çeviride eşdeğerli karşılıklar bulma sürecinde kesin teknikler olmaması, çevirinin tek yönlü bir işlem değil, her durumda özel bir yöntem gerektiren, çok yönlü bir etkinlik olduğunu göstermektedir.

Yazan: Ayşe TANERİ

 

Posted in: