Dil bilmek çeviri yapmak için yeterli midir?

Çeviri mesleği dışarıdan bakıldığında oldukça yanıltıcı olabilmektedir. Mantık olarak çeviri yapmak için iki dil (ana dil ve yabancı dil) bilmek yeterli olarak düşünüldüğü için iki dil bilen herkes çeviri yapmaya kalkışmaktadır, fakat bu iyi çevirilerin ortaya çıkması konusunda oldukça zararlı olabilmektedir.

Öncelikle çeviride konuşma dili kullanılmaz. Konuşma diline sahip olan bir yazıda bile dil bilgisi kurallarına uymak zorunludur ve her dilin dil bilgisi kuralları oldukça detaylıdır. Bunlara hakim olmak için bir dili üstünkörü bir şekilde bilmek yetmez. O dilde bol bol okumuş, dili yazı dilinde aktif olarak kullanmış ve hatta konuşma dilinde de aktif olarak kullanmış olmak gerekir. Çeviri yaptığınız dil konusunda hiçbir çekinceniz olmamalıdır.

Hatta bu düşünceyi biraz daha geliştirmek gerekirse, dil konusunda çekinceleriniz yalnızca %99’luk bir oranda rahatladığında çeviri yapmaya başlayabilirsiniz, yani dil konusunda mükemmele bir adım uzaklıktayken çeviri mesleğine atılabilirsiniz. Çeviri yaparken mutlaka başka eksikleriniz olduğunu görürsünüz. Bu eksikler teknik konularda olabilir, hatta konuşma dilinde bile olabilir, çünkü iki dilin konuşma dili bile farklıdır. Örneğin belli kalıplar bir dilden diğer dile birebir çevrilemez. Deyimler bunlar için mükemmel örneklerdir.

İngilizcede “the straw that broke the camel’s back” şeklinde bir deyim vardır. Hiçbir araştırma yapmadan bu deyimi çevirirsek ortaya şöyle bir çeviri çıkar; “devenin sırtını kıran saman.” Deyim bu şekilde oldukça anlamsız olmaktadır. Halbüki biraz araştırmayla bu deyimin Türkçe karşılığının “bardağı taşıran son damla” olduğu ortaya çıkar.

Bu deyimden de anlaşılacağı gibi dil bilmek çeviri yapmak için yeterli değildir. Çeviri yapabilmek için dilin inceliklerine ve kurallarına da hakim olmak gerekir.

Posted in: