Edebi Çeviri ve Yaratıcılık

  1. Edebi Çeviri ve Yaratıcılık

Diğer çeviri türleri genellikle belirli ve kalıplaşmış teknikler gerektirirken, edebi çeviri tercümanın yaratıcılığını kullanmasına sebep olduğu için diğerlerinden farklıdır. Çevirmen ifade tarzlarına dikkat eder ve nihai amaç da çevirinin yayımlanması olduğu için orijinalde ki tonu korumaya daha da dikkat eder. Edebi çeviri yalnızca kelimelerin birebir çevirisi değildir, tercüman kelimelerin yazarın ifade ettiği şekilde hedef dilde de ifade edebilmelidir ve bu da oldukça titiz bir  şekilde çeviri yapmayı gerektirir.  Yani bir kişi yazarın orijinal metnini okurken ne hissediyorsa, çeviriyi okurken de birebir aynı şeyleri hissedebilmelidir.

Çevirmen hem metnin estetik yönlerini hesaba katmalı, hem de dil bilgisi ve fonetik yönlerini düşünmelidir. Dolayısıyla çevirmenin tercüme kabiliyeti dışında sanatsal becerilere sahip olması da gerekir. Üstelik bu durum eski zamanlarda başlamıştır. İncil’in İbranice, Yunanca ve Aramice çevirilerinde de Klasiklerin Romen diline çevrilmesinde de aynı estetik kaygı kendini göstermiştir.

Tercüman kaynak ve hedef dillere sadece hakim olmamalı, aynı zamanda bu dilleri yaratıcılığını gösterebilecek kadar çok sevmelidir. Bunların dışında sesleri iyi bir şekilde algılayan hassas bir kulağa ve serbest bir şekilde düşünmesine olanak sağlayan güçlü içgüdülere de sahip olmalıdır. Hassas bir duyu yetisi kaynak metindeki sesleri duymak için şarttır. İyi bir çevirmen kaynak metindeki sesi, ritmi ve kelimelerin şarkısını hedef metne mükemmel bir şekilde aktarabilmelidir.

Tabii ki her yaratıcı metinde olduğu gibi, edebi metinde de kültürel farklılıklar kendini gösterecektir. Bu aşamada çevirmenin iki kültürün de sosyal, tarihsel ve kültürel yönlerine hakim olması şarttır, ancak bu şekilde iki dil arasında sağlam bir köprü kurmayı başarabilir.

Posted in:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir