Edebi Çevirideki Zorluklar

Kültür Bakımından Edebiyat

Tarihi ve kültürel açıdan önemli edebi bir eser yazmak tabii ki zordur, fakat bu eseri başka bir dile çevirmek daha da zordur. Neden edebi çeviri bir uzmanlık alanıdır? Sonuçta edebi çeviri çeşitli metinlerin başka bir dile çevrilmesinden ibaret değil midir? Hayır! Bu “çeşitli metinler” toplumun düşünce şeklini ve kültürünü şekillendirirler. O nedenle bir edebi eseri, dilini ve akışını bozmadan çevirmek oldukça zordur.

Edebi Anlatım

Şiirsel anlatımda olduğu gibi, edebi anlatımın da kendine özgü bir dil yaratma özgürlüğü vardır, bu dilin içerisinde hikayede önemli olan esere özgü isimler, olaylar veya yerler olabilir; fakat bunların çevirisinde bağlantıyı, doğruluğu ve içeriği kaybetmeme gibi zorluklar ortaya çıkar. Shakespeare’in eserleri dünya çapında sevilir; fakat eserlerinin bu kadar geniş çaplı sevilmesini sağlayan esas faktör, tarihten günümüze tercümanların olabildiğince doğru bir şekilde çevirme yönündeki çabalarıdır.

Edebi eser çevirileriyle meşgul olan tercümanlar, karakterlere verilen sayısız esere özgü isim karşısında şaşkınlığa uğrarlar. Tabii ki yapılacak en kolay şey, isimleri birebir kopyala yapıştır yapıp geçmektir. Mesela Lord Voldemort Ukraynacaya nasıl çevrilir? Bu soruya cevap verirken Voldemort’un kaynağının Fransızcadan geldiğini (Vol de Mort – Ölüm Uçuşu) unutmamak gerekir. Bu örnekte görüldüğü gibi, yazarlar karakterlerine titizlikle isimler oluştururlar ve bu ismin oluşturulmasında hikayedeki yer ve kültür de etki eder. İşte bu, edebi çevirinin en zorlu noktasıdır.

Kelime Oyunları

Shakespeare kelime oyunlarının ustasıydı. İyi bir kitap yazmak sözel cambazlıklar gerektirebilir, tercümanın bu cambazlıkları hedef metne aktarması zorlayıcıdır. Kelime oyunu bir edebi sanat olarak düşünüldüğünde pek çok şekilde kullanılır ve temel amacı bir kelimenin veya kelime kalıbının anlamını değiştirmektir. Buna çeviri bakımından yaklaştığınızda, mutlaka çeşitli sorunlar ortaya çıkar.

Kelime oyunları edebi çevirideki çok daha önemli bir sorunu ortaya çıkarır, bu da diller arasında muazzam bir kültürel fark olmasıdır. Dolayısıyla bir kelime oyunu başka bir dile çevrilirken iki dilin arasındaki kültürel paralellikler kullanılır.

Kafiye

Bu sorunun temel kaynağı şiirdir. Düz yazıya dahil edilen şiir tercümanlar için sorunu daha da büyük bir hale getirir. Bir kafiyenin niteliğini başka bir dilde yakalayabilmek ve kafiyenin ritmini hedef dilde de verebilmek için tercümanın yalnızca iyi bir tercüman olması yetmez, mükemmel bir tercüman olması gerekir.

Kafiyeye kavram olarak yakın olan aliterasyon adlı başka bir edebi sanat vardır. Aliterasyonlar en iyi tercümanları bile kandırabilen ve zorlayabilen şeytani bir edebi sanat türüdür. Bir tercüman aliterasyonları sorunsuz çevirebiliyorsa, geri kalan her şey ona çocuk oyuncağı gibi gelir.

Benzetme Sanatı

Benzetme sanatı, aliterasyondan sonra gelen çevirisi en zorlu sanattır. Üstelik ikiyüzlü bir şeytan gibi olduğu için bazı yönlerden kafiye veya aliterasyondan da zorlayıcıdır. Benzetme sanatı, kültürel olarak oluşturulur, yani referans aldığı noktalar kültürel uygulamalar ve inanışlardır. Mesela “keçi gibi inatçı” derken okuyucunun keçilerin inatçı olduğunu bildiği varsayılır.

Benzetme sanatının okuyucu üzerinde etkisini göstermesi için kültüre aşina olmak şarttır. Benzetmedeki kültürel temel göz önüne alınmadığı takdirde oldukça manasız hale gelir.

Sonuç

Edebi çevirmenler çok fazla zorlukla yüzleşirler, fakat bir yandan edebi çeviriyi güzelleştiren de bu zorluklardır. Akıllıca oluşturulmuş bir aliterasyonu hedef metinde karşılayan o mükemmel kelimeyi bulduğunuzda kesinlikle bu işi yapıyor olmanızdan pişmanlık duymazsınız.

Posted in: