Her Zaman Çeviriye İhtiyaç Duyar Mıyız?

Bu sorunun cevabı kim olduğunuza bağlıdır. Kişi resmi bir belgenin çevirisi için profesyonel bir tercümana ihtiyaç duyabilir ama mesela bir filmin başlığı çevrilmese de hayatını sürdürebilir.

Elli yıldan fazla süredir dünya çapında pek çok okulda öğrencilere İngilizce öğretilmektedir. Bunun bir sonucu olarak sıradan bir kişi bile McDonald’s burger’ının ne olduğunu ya da KFC’de tavuk yenildiğini bilir, üstelik reklam panolarında da ülkenin ana dili olmasa bile sadece İngilizce hazırlanmış reklamlar görürüz. Artık etnik restoranlarda yemeklerin içerikleri yazdığı sürece kimse menünün birebir çevirisine ihtiyaç duymaz. Düzenli olarak bilgisayar kullanan insanlar da ana dillerinde yazılım programları çıkmadığı için genellikle şikayetçi olmazlar.

İngilizce ile ilgili tavırda büyük bir değişiklik vardır ve dolayısıyla pek çok alanda İngilizce hakimiyete tanık oluruz. Dedeler ve nineler yabancı kaldıkları İngilizce kelimeleri torunlarına ya da çocuklarına sorarlar, bu sayede onlar da bu yeni kültüre ait hale gelirler. Yüzyılımızın ortalarına kadar, İngilizce küresel olarak daha da yayılacak ve insanlar artık en azından orta seviye (intermediate) İngilizce konuşabilecekler. Bunun olması durumunda, çevirmenlerin yükü azalacak ve diller arasındaki uyumsuzluklardan kaynaklanan gaflara da az şahit olacağız.

İngilizce konuşan pek çok kişi film altyazılarının yetersizliğinden şikayet eder, fakat bu şikayetlerde bulunurken bu çevirilerin profesyonel çevirmenler tarafından yapıldığını unuturlar. Bu şikayetlerin bazıları haklıdır, belki biraz daha dikkat ederek ve hayal gücü kullanarak çevirmenin daha iyi bir çeviri bulması mümkündür; fakat diğer durumlarda seyircinin İngilizcesi bir cümlenin esas söylemek istediğini anlayacak kadar iyi olmayabilir ve böyle durumlarda yorum yapmaktan kaçınması daha iyidir. Bunun haricinde, diğer bir dikkat çeken nokta da çevirmenlerin bir filmin adını adapte etme, daha doğrusu mahvetme tercihinde bulunmalarıdır.

Nasıl bir kitabın kapak tasarımı ilk adımda dikkatimizi çeken bir noktaysa, bir filmin adı da ilk adımda bize DVD’yi aldıran ya da sinemada bilet almamızı sağlayan bir noktadır. Tabii ki filmin adı dışında, filmi izlemeye karar vermemizi sağlayacak pek çok faktör (yönetmen, kadro, filmin türü v.s.) vardır; fakat filmin adı en önemli faktördür. Filmin adı, filmin özünü bize gösterir. Filmin adına karar veren kişi, tüm filmi o kelimenin veya kelimelerin en iyi şekilde açıkladığına inanır. Dolayısıyla, film adının kötü çevrilmesi seyircinin izleme veya izlememe kararını kesinlikle etkiler ya da kötü çeviri sonucunda, seyirciler filmi izledikten sonra film adının filmle bağlantılı olmadığını düşünebilirler. İki durumda da, kötü film adı seyircide bir eksiklik duygusu uyandırır.

Çözüm

Orijinal film adını değiştirmeden onu bir açıklama ya da tanımla sunmak seyirciye orijinal başlığı açıklamak için iyi bir yöntem olabilir. Temel hedef, filmi en iyi şekilde yansıtmaktır.

Posted in: