Türkiye’de Tercümanın Yeri

Bilgi, evrenseldir; fakat bu evrensellik içinde her ülkede farklı bir dil kullanıldığından bilgilerin sözlü ve yazılı bir şekilde evrensel hale gelebilmesi için tercüme edilmesi gerekir. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye’nin de kültürel ve sosyal pek çok alanda tercümana ihtiyacı vardır, ancak bu şekilde evrensel bilgileri yerelleştirerek gelişim yolunda devam edebilir.

Türkiye bu gelişim yolunda dışa açılma ve ithalat ve ihracat ile teknolojik gelişmeler bakımından yeni açılımlarını gün geçtikçe artırmaya devam etmektedir ve yurt dışıyla yapılan her türlü ticaret, iletişim veya bilgi alışverişi bir tercümanın varlığını gerektirir, zira tercüman tüm bu dışarıyla yapılan haberleşmelerin doğru olmasını sağlayan profesyonel kişidir. Bu alanların dışında, hukuki, tıbbi ve teknik alanlarda da eski terimlerin yanı sıra, yeni gelişmelerin ışığında ortaya çıkan yeni terimlerin çevirisi için de tercümanlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Türkiye’de profesyonel çevirmenlik eğitimi Boğaziçi Üniversitesi’nde 1993-1994 eğitim döneminde İngilizce Mütercim Tercümanlık Bölümünün açılmasıyla başlamıştır. Sonraki yıllarda çok sayıda üniversitede İngilizcenin yanı sıra Almanca, Rusça, Fransızca, Arapça ve Çince dillerinde de tercümanlık eğitimi verilmeye başlanmıştır. Her ne kadar bu bölümlerde öğrencilere çeşitli sektörlerde çalışmaları için sözlü ve yazılı tercümanlık eğitimi verilse de, Ege Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Konferans Salonu’nda düzenlenen “Dışişleri Bakanlığı’nda Dil ve Çeviri Çalışmalarında Mesleki Perspektifler” konulu konferansta Dışişleri Bakanlığı Tercüme Dairesi Başkanı Hakan Abacı Türkiye’de işsizlik olmasına rağmen, tercüme dairelerinde işçi açığı bulunduğunu vurgulamıştır. Dolayısıyla ya mütercim tercümanlık ve ilgili bölümlerden (İngiliz Dili ve Edebiyatı, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı ve diğer dil bölümleri) yeterli öğrenci çıkmamakta ya da bu öğrencilerin çoğunluğu daha sonra mütercim tercümanlık dışındaki alanlara yönelmektedir. Öğrencilere formasyon alarak öğretmen olma seçeneği sunulduğu bilinmektedir, dolayısıyla öğrencilerin bir kısmı öğretmenliği seçmektedir. Bir kısım öğrenci de özel kurumlarda İngilizce dersleri vermekte veya kendi bağlantılarıyla özel dersler vermektedir. Dolayısıyla mütercim tercümanlık eğitimi görmüş öğrencilerin seçenekleri arasında yalnızca tercümanlık olmadığı için tercüman açığının doldurulması, tercümanlığa dair iş imkanlarının daha etkin bir şekilde duyurulup öğrencilerin ilgileri çekilerek hızlandırılabilir. Böylece öğrenciler stajyerlik imkanı sağlayan özel veya kamusal kurumlarda üniversite yıllarında çalışmaya başlayarak erken tecrübe kazanabilirler ve üniversiteden mezun olduklarında hem bilgi hem de tecrübe açısından tam anlamıyla profesyonel birer tercüman olurlar.

Öğrencilerin eğitim ve tecrübe açısından güvenilir olmaları milli ekonomimiz için de yararlı olacaktır, çünkü ülkemiz dünyanın 17. büyük ekonomisidir ve AB entegre sürecinde aday bir ülkedir. Bu nedenle çevirmenlerin evrensel bakımından bir köprü görevi görmesi bu unsurlar göz önüne alındığında daha da önemli hale gelmektedir.

Kaynaklar;

Türkiye’de Çevirmenlik Mesleği – T.C. Başkanlık İdareyi Geliştirme Başkanlığı Araştırma Raporu, Ekim 2011

“Türkiye’de tercüman açığı var” haberi, Cihan Haber Ajansı, Kasım 2015.

Yazar: Denizsu Nurata
Posted in: